CHP’li Şevkin’den Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerine: Şanlıurfa ve Adıyaman’daki sel afetlerinin nedeni dere yataklarına dökülen enkazlar mı?

CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, TBMM Deprem Araştırma Komisyonu’nda Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerine “Şanlıurfa ve Adıyaman’da medyana gelen sel afetlerinin bir nedeninin de kuru dere yataklarının enkazla doldurulması neticesi suyun akış yolu bulamayıp sele neden olduğuna iddialar oldu. Bu iddialara ilişkin ne diyorsunuz? Şanlıurfa ve Adıyaman’da enkazlar, kuru dere yataklarına mı su yolları üzerine mi döküldü” diye sordu.

TBMM Deprem Araştırma Komisyonu, bugün Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkililerini dinledi. Çevre Yönetimi Genel Müdürü Eyüp Karahan’ın sunumunun ardından söz alan CHP Adana Milletvekili Müzeyyin Şevkin, şunları söyledi:

“Büyük bir afet ve büyük bir enkaz yığınıyla karşı karşıyayız. Elbette bunun kaldırılması son derece zor ve önemli bir iş. Ancak tabi bu enkaz kaldırılırken asbestin dışında da silis vb. gibi bir dizi enkazın içerisinde hem toz hem kimyasal atık var. Bunun elimine edilmesine ilişkin ne yapıyorsunuz? Bir kimyasal inceleme mi yapıyorsunuz, neye dayanarak ‘asbest yoktur’ ya da ‘depoladık’ gibi bir şey söylüyorsunuz? O kimyasalları nasıl elimine ediyorsunuz?

“18 milyon metreküp atık olduğu ama 50 milyon metreküp üzerinden ihaleye çıkıldığı ifade ediliyor”

Siz, 11 ilin toplamında 101 milyon ton atık olduğunu, 46 milyon metreküp de atığın bulunduğunu söylediniz. Kaç metreküp için ihaleye çıktınız? Çünkü şöyle bir iddia da var: İnşaat Mühendisleri Odası ve diğer odaların yaptığı araştırmaların verilerine göre, sadece 18 milyon metreküp enkaz bulunduğu, yani yıkılmış olan binalar üzerinden yapılan hesaplamalara göre, 18 milyon metreküp atık olduğu ama 50 milyon metreküp üzerinden ihaleye çıkıldığı ifade ediliyor. Bunun doğruluğu nedir?

Bu enkazların altında insanların mücevher, para, hatıraları vardı. Bunlar emniyete alındı diyorsunuz ama bir sürü plakasız kamyon bu enkazları götürüyor. Herkesin kendi evinin bir demir donatısı var. Bu demir donatının en azından enkazın içindeki artı değerin vatandaşa ve mirasçılarına rücu etmesi gerekiyor. Mesela Adana’da, anne, baba ve erkek kardeşi enkaz altında kalarak vefat eden bir kız hayatta kaldı. Kız şunu söylüyor: ‘Babamın parası vardı, ben ne yapacağım, nereye başvuracağım.’ Birçok şeyin de kaybolduğunu, çok emniyetli bir kaldırmanın olmadığını gördük.

“Hâlâ canlı olabilme ihtimali olan bu enkazları ya da cenazeleri sağlıklı çıkarabilmek için eğitimleriniz var mı?”

Yabancı kurtarma ekiplerinin de ülkeyi terk ettiği, enkazın altında hâlâ canlıların olabileceği bir süreçte, enkazın daha sistematik ve daha teknik kaldırılmasına ilişkin eğitimleriniz var mı? Yoksa kara düzen, direkt iş makinası girip mi kaldırılıyor? Hâlâ canlı olabilme ihtimali olan bu enkazları ya da cenazeleri sağlıklı çıkarabilmek için eğitimleriniz var mı?” (ANKA) 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir